Hizmetlerimiz

Hizmetlerimiz

AKUT STRES BOZUKLUĞU

Akut stres bozukluğu, travmatik bir olayın ardından verilen ilk dönem tepkilerine verilen addır. Travmatik olay dediğimizde, insanın kendisinin ya da sevdiklerinin fiziksel ya da psikolojik bütünlüğüne bir tehdit oluşturan, ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan korku, çaresizlik ve dehşet gibi duygulara yol açan,olumsuz, stresli yaşantılardan bahsediyoruz. Travmatik olayları ikiye ayırabiliriz. Bunlardan ilki, doğal yollarla oluşan travmatik olaylardır. Örneğin, ülkemizde de ne yazık ki çok acı örnekleri yaşanmış depremler, seller ya da kasırgalar, yanardağ patlamaları doğal yollarla oluşan travmatik olaylardır. İkinci grup ise insan eliyle oluşan travmatik olaylardır.

DEPRESYON

Depresyon, en az 2 hafta süren duygu durum çökmeleridir. Duygusal olarak çöken hasta karamsarlaşmaya ve zihinsel olarak (kendine zarar verme dahil) kötü düşüncelerle meşgul olmaya başlar. Vücudunda ağırlık ve yavaşlama ortaya çıktığı için, davranışları da içe kapanma yönünde değişir. Gün içindeki gelip geçici moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılmaz.. Böyle ruh haline eşlik eden belirtiler karamsarlık,halsizlik, hayattan zevk alamamak ve çaresizlik gibi durumlardır. Depresyondaki kişi kendini değersiz hisseder, önceden zevk alarak yaptığı işlerden artık zevk alamaz hale gelir. Geleceğe karşı umutsuz olur, pozitif düşünmez genellikle negatif düşünür. Depresyonda ki kişi kendini genelde halsiz hisseder, en ufak işleri bile büyük çaba sarfederek yapar ve genellikle yarım bırakır. Kısaca kişi hayat sevincini kaybeder. Depresyonun fiziksel belirtileri arasında uykusuzluk, iştahsızlık, kilo kaybı, cinsek isteğin azalması gibi belirtiler yer alır. Unutkanlık ve dikkat bozukluğu da çok sık görülür.

KONVERSİYON BOZUKLUĞU

Konversiyon bozukluğu, altta yatan herhangi bir fiziksel neden olmadığı halde, bayılma, duyu kaybı ya da felç gibi bir takım nörolojik belirtilerin kişinin kontrolü dışında ortaya çıktığı psikiyatrik bir sorundur.Konversiyon bozukluğunun belirtileri kişilerin yürüme, yutkunma, görme ve duyma gibi hareket ve hislerinde bozulmalar olarak da kendini gösterir. Konversiyon bozukluğunun semptomları çok ciddi görünmesine rağmen tedavi edilmeye başlamasından birkaç hafta sonrasına kadar iyileşme gösterir.

ANKSİYETE (KAYGI) BOZUKLULARI

Anksiyete Bozukluğu  olan kişilerde  “sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu” söz konusudur. Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişiler panik seviyelerinin yükseldiği kriz durumlarında sanki çok kötü bir şey olacakmış duygusuna kapılarak içinde bulundukları durumu olduğundan daha kötü, tehlikeli görme eğilimindedirler. Anksiyete (kaygı) bozukluğu yaşayan kişilerde bu his o kadar kuvvetlidir ki sanki hiç geçmeyecekmiş gibi gelir ancak rahatlıkla  tedavi edilebilir.

BİPOLAR BOZUKLUK ((İki Uçlu Duygudurum Bozukluğu, Manik- Depresif )

İki uçlu bozukluk (bipolar bozukluk, eski adıyla manik-depresif hastalık) iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize bir ruhsal bozukluktur. Bu hastalık dönemlerinden bir tanesinde taşkınlık (mani), diğerinde ise çökkünlük (depresyon) bulunmaktadır. Bipolar bozukluk teşhis edilebilmesi oldukça zor bir duygu durum bozukluğudur ve farklı kişilerde farklı özellikler gösterebilir. Bazı kişiler maniye ya da depresyona daha yatkın olurken bazı kişilerde belirtiler iki uç duygu durumu arasında gidip gelme şeklinde olabilir. Bipolar bozukluk kişilerin enerji seviyelerindeki ani yükselmeyle gerçekçi olmayan düşüncelere, fevri ve dikkatsiz davranışlara neden olabilir.

Sosyal Kaygı Bozukluğu (SOSYAL FOBİ)

Sosyal fobi adı da verilen sosyal anksiyete bozukluğu, kişinin sosyal durumlara karşı aşırı ve akıl almaz derecede korku duyduğu bir tür rahatsızlık. Sosyal fobi diğerleri tarafından eleştirilme, seyredilme ve yargılanma korkusundan kaynaklanır. Sosyal fobisi olan kişi hata yaparak başkalarının önünde rezil olacağından veya utanç duyacağından korkar. Belki de korku sosyal beceri eksikliği veya başkalarının önünde yaşanan bir deneyimle kötüleşebilir, anksiyete patik atağa dönüşebilir. Korkunun bir sonucu olarak, kişi aşırı sıkıntı içinde bazı sosyal durumlara katlanır veya hepsinden kaçınabilir.

OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK (OKB)

Anksiyete türü bir rahatsızlık olan obsesif-kompülsif bozukluk (OKB), insanları tekrarlanan düşünce ve davranışlar döngüsüne hapsederek kısıtlayan bir hastalıktır. Obsesif-kompülsif bozukluğu olan kişiler, kontrol edemedikleri yinelenen ve stres yaratan düşünceler, korkular veya görüntüler  (obsesyonlar) nedeniyle huzursuz olurlar.

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Çoğumuz bir travmatik olaya (sevilen birinin kaybı, ciddi bir hastalık, kaza veya kişisel saldırı.) şahit olmuşuzdur veya yaşamışızdır. Zamanla, yas dönemi geçer, acı azalır ve hayat normal halinde devam eder. Çoğumuz travmatik olaydan sonra kendiliğinden iyileşiriz. Ama bazı kişiler travmatik olaydan sonra aylar, hatta yıllar geçse bile iyileşmeyebilir, travmadan dolayı aşırı stres veya kaygı yaşamaya devam ederler.

Bu kişiler sık sık olayı tekrar yaşıyor gibi görüntülerini (flashback) görebilir veya olayla ilgili kabuslar görebilir, rahatlamak, konsantre olmak veya uyumak gibi kolay şeyler zorlaşır, kendilerini sevdiği kişilere yabancılaşmış gibi hissederler. Bu durumda travma sonrası stres bozukluğundan bahsederiz.

UYUM BOZUKLUKLARI

Stresin sebep olduğu psikiyatrik bir rahatsızlık olan uyum bozukluğu, herhangi bir stres etkenine tepki olarak 3 ay içinde gelişen duygusal ve davranışsal tepkiler olarak tarif edilir.Duygusal bir ilişkinin sonlanması, taşınma, iş ve okul değişikliği, şehir değiştirme, askerlik, evlilik, boşanma, ağır bir hastalık, kaza geçirme, ameliyat olma, deprem ya da sel baskını benzeri doğal bir felakete uğrama gibi farklı durumlar uyum bozukluğuna yol açacak stres etkeni olabilir.

SOMATİK SEMPTOM BOZUKLUĞU

Birey, fiziksel semptomlarla ilgili aşırı düşünce, duygu ve davranışlara sahiptir. Fiziksel belirtiler tanı konmuş bir tıbbi durumla ilişkili olabilir veya olmayabilir, ancak kişi semptomlar yaşıyor ve hasta olduğuna inanıyor (yani hastalığı taklit etmiyor). Fiziksel bir semptom için bir tıbbi sebep tespit edilemediği için kişiye somatik belirtiler bozukluğu tanısı konulmaz. Vurgu, hastalıkla ilgili düşüncelerin, duyguların ve davranışların aşırı ya da orantısız olduğu derecedir.

HASTALIK HASTALIĞI (HİPOKONDRİYAZİS)

Hipokondriyazis, herhangi bir hastalığı olmadığı halde, kişinin şiddetli-ciddi bir hastalığı (kanser, kalp krizi, felç gibi) olduğuna en az 6 ay süreyle inanması ve bu konuda yoğun bir korku yaşamasıdır.Bu kişiler normal fiziksel tepkileri (kalp atışı, terleme, öksürme, esneme, kabızlık gibi) yanlış yorumlarlar; sürekli farklı doktorlara giderler; bir hastalık ararlar; gereksiz yere birçok tıbbi tahlil yaptırırlar. Ayni anda birçok organa ait kuşku olabilirken, sadece bir organ veya hastalığa ait kuşku da bulunabilir. Sonuçların normal çıkmasına rağmen tatmin olmazlar ve doktor başvurularına, tetkiklere devam ederler. Bu kişiler sonuçta öyle bir noktaya gelirler ki “bir hastalık bulmak isterler; hastalık teşhis edilmediğinde kaygıları daha da artar; bu doktor bilmiyor, hastalığımı bulamadı gibi düşünürler; eğer bir hastalık bulurlarsa rahatlarlar”. Sonuçta hastalıkla ilgili aşırı uğraşları kişiyi aşırı derecede huzursuz eder ve onun kişisel, ailevi, sosyal ve mesleki işlevselliği bozulur.Hipokondriyazis terimi, kaburgaların altı anlamında ve bu bozukluğu olan birçok hastada bulunan yaygın karın ağrısı yakınmalarını yansıtan “hipochonrium”dan alınmıştır.

DÜRTÜ DENETİM BOZUKLUKLARI

Dürtü denetim bozuklukları, kişinin kendine ve çevresine zarar verebilecek içsel dürtülere karşı koymada yaşadığı güçlüklerle karakterize olmaktadır. Çoğu durumda kişi dürtüsel davranışı gerçekleştirmeden önce gerginlik yaşar ve bunu eylem sırasında alınan haz ve rahatlama hissi takip eder. Böyle eylemler; kişiler arası ilişkilerde bozulmaya, maddi ve yasal sorunlara yol açabilmekte ve hatta hayati risk oluşturabilmektedir. Bu nedenle dürtü kontrol bozukluklarının tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu bozukluklara örnek olarak; aralıklı patlayıcı bozukluk, piromani (yakın çağırma), trikotillomani (saç ve kaş yolma), kleptomani ve patolojik kumar oynama sayılabilir.

Öfke Problemi

Öfke, hoşnut olunmayan durumlara karşı verilen temel duygulardan biridir. Günlük hayatta sinirimizi bozan bir çok olayla karşılaşırız. Trafikte hatalı sollayanlar, sıkıştıranlar, işyerinde işini savsaklayanlar, hakaret eden patronlar, dengesiz müdürler, anlayışsız arkadaşlar, baskıcı ve bunaltıcı anne babalar, aşırı hırs bu olayların bazılarıdır. Bu tür olaylara uygun tepkiler verildiğinde, öfke gayet sağlıklı bir duygudur. Çoğu insan bu durumlarda tepkisini direk gösterir. Ya bağırıp çağırır, ya kavga eder ya da sağı solu kırıp döker. Bu tepkileri kontrol edemediğimiz takdirde kendimize zarar verebiliriz veya sosyal ilişkilerimizi yıkıma uğratabiliriz. Kimisi de tepkisini içine atar ve biriktirir. Bu ikinci grup insanlar “olayları hep içime atıyorum, kimseye tepki veremiyorum, kimseyi kırmak istemiyorum, hayır diyemiyorum” diyen insanlardır. Öfkelerini biriktirirler. Stres insan vücuduna girdiği zaman bir şekilde çıkacak yol arar, aynı elektriğin girdikten sonra bedenin bir yerinden çıkması gibi. Biliyorsunuz şiddetli elektrik çarpmalarında ayak topuğu gibi yerlerde patlamalar olur. Elektrik bu şekilde dışarı çıkar. İşte günlük hayatta biriktirdiğimiz stres ve kızgınlık da benzer şekilde etki yaratır. Küçük stres olayları birikir ve bir eşik üstü uyaranlarla karşılaşıldığında dışarı çıkar. Öfke patlaması yaşayan insanların birçoğu olayı tetikleyen etkenden ziyade bu birikmiş öfkeyi yaşarlar.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Kişilik bozuklukları; bireyin içinde bulunduğu kültürün beklentilerinden önemli ölçüde sapmalar gösteren, süreklilik arz eden bir iç yaşantılar ve davranışlar örüntüsüdür. Bu sapmalar özellikle düşünce farklılıklarında (kişinin kendisini, başkalarını ve olayları yorumlama biçiminde), duygulanım farklılıklarında (duygusal tepkilerin görülme aralığı, yoğunluğu, değişkenliği ve uygunluğu), insanlar arası ilişkilerde yaşanan sorunlarda ve dürtü kontrolünde yaşanan zorluklarda kendisini göstermektedir.

Kişilik bozukluğu pek çok alanda işlevsellikte azalma yaratır. Kimi zaman ilişkileri sık değiştirir, kimi zaman da sorunlu, şiddet, taciz içeren ilişkileri uzun süre devam ettirir.

Yapılan araştırmalara bakıldığında kişilik bozukluklarının yaygınlığı %10-30 arasında olduğu bildirilmektedir. Kişilik bozuklukları yatarak tedavi gören psikiyatri hastalarının %15 kadarında, ayaktan tedavi olan hastaların %30-50’sinde saptanmaktadır.

Kişilik bozukluğu olan bireylerin genel topluma oranla suça karışma, alkol-madde kullanımı ve intihar oranlarının daha fazla olduğu belirtilmektedir. Ayrıca kişilik bozukluğunun duygu durum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları ile birlikte görülmesi sıktır.

BİREYSEL PSİKOLOJİK DANIŞMA

Bireylerin kendilerini daha iyi tanımalarına, davranışlarını anlamalarına ve kendilerini geliştirmelerine yardım eden; karşılaştıkları akademik, kişisel ve sosyal problemleri ile baş etme becerilerini kazanmalarını amaçlayan, psikolojik danışman ve birey arasında birebir gerçekleşen ve gizlilik essasına dayalı bir süreçtir.

OKUL DANIŞMANLIĞI

Bireysel  psikolojik danışma yapar. Kaldı ki bu psikolojik danışmanın asli görevidir. Hiçbir şey yapmasa sadece bunu yapsa dahi okuldaki sorunlara yetişemez. (Formasyonu uygunsa)Grupla psikolojik danışma yapar. Ki buda asli psikolojik danışmanın asli görevidir.  (Formasyonu uygunsa) (Meslektaşlarımıza özellikle bu çalışmaya önem vermeyi tavsiye ediyoruz.) Bireysel ve grupla rehberlik hizmetlerini alanın ilke ve standartlarına uygun biçimde yürütür. (Bilgilendirme çalışması, arkadaş ilişkileri, uyum sorunları, aile sorunları vs).

KİŞİSEL GELİŞİM

İnsanlar potansiyel ile doğar. Ancak dünyada bir iyiler ve bir de, daha da iyiler vardır. Yani insan fiziksel olduğu kadar nitelik olarak da gelişebilir. Kişinin herhangi bir alanda sahip olduğu potansiyeli biraz daha öteye taşıması işine kişisel gelişim diyebiliriz. Kişisel gelişimin en temel noktası, kişinin kendini tanımasıdır. Kişinin kendini tanıması, hangi alanlarda ne durumda bulunduğunu belirlemesi ve eksik olduğunu düşündüğü alanlarda kendini geliştirmeye karar vermesi, kişisel gelişim sürecinin başladığı andır.